Oyunlar WELCOME - Blogcu



« Önceki |

11/4/2007

4 saatte kurtul sigaradan

Sigara tiryakiliğinden 4 saatte kurtuluş  
Berlin (AA)- Almanya'nın başkenti Berlin'de görev yapan Alman psikolog Lutz Mehlhorn (44), yeni bir tedavi yöntemiyle sigara tiryakilerini 4 saat içinde bağımlılıktan kurtarıyor.

Mehlhorn, Fransa'da da uygulanmaya başlanan bu tedavi yönteminde yüzde 70 oranında başarı sağlandığına dikkati çekerek, çok sayıda hastalık sigortasının bu yöntemin masrafını da karşıladığını söyledi.

Tedavinin 4 bölümden oluştuğunu belirten Mehlhorn, ilk aşamada müşterilerine tiryakiliğin riskleri ve etkileri hakkında bilgi verdiğini, ikinci aşamada da tiryakiliği yok etmek için akupunktur yönteminde de bilinen vücuttaki bazı noktaları uyardığını kaydetti.

Mehlhorn, üçüncü aşamada da küçük iğnelerle başın 9 yerinde bulunan ''tiryaki noktalarına'' az miktarda bir ilaç salgılandığını, dördüncü ve son aşamada da homeopatik damlaların kullanıldığını kaydetti.

Bu tedavi yönteminden sonra sigara içmeye kalkışanların kendilerini bir parça kötü hissedeceklerini ifade eden Mehlhorn, ''Sigarayı bırakma isteğiniz de güçlüyse bu yöntem etkili olacaktır'' dedi.

8/4/2007

PİCASSONUN RESİMLERİ NEYİ ANLATIR???

 

ODTÜ İşletme bölümünün cok bilge, hem en sevilen hem en nefret edilen profesoru Muhan Hocanin Strateji Yonetimi dersinin ilk sinifi ogretim uyeleri tarafindan bile katilimiyla gecer ki her senesi ayri ilginctir. Derslerinden birinden bir anekdot:

Muhan Soysal tepegöze bir Picasso resmi koyar. Herkes bakar bakar ama tarzi zaten kubik olan surrealist resimde sanatla fazla ilgilenmeyenlerin anlayabilecegi cok az sey vardir. Bozuk perspektifli bir oda, sari uzun sacli yaratiga benzeyen bisey. Etrafinda baska yaratiklar, yerde yine bir yaratik ve arkadaki sekli bozuk ici parlak dikdortgenin icinde baska biseyler daha.

5-10 dakka hicbisey soylemeden sinifi izleyen hoca, birazdan Picasso nun resmini alip Diego VELAZQUEZin 1656 yılında yaptığı Las Meninas (Nedimeler) isimli resmini koyar. Bu resimde sandalyenin uzerinde oturan sari uzun sacli bir aristokrat kizinin etrafindaki nedimeleri onun sacini tararken yerde kopegi yatmaktadir. Ve babasi arkasindan isik sizan kapidan kizini izlemektedir.

Ancak ikinci resmi gorunce Picasso nun 1957 yılında yapmış olduğu resimdeki ogelerin ne oldugunu ve bu resmin Valezquezin Las Meninas tablosuna gonderme olarak yapilmis oldugunu farkeder tum sinif. Ve Muhan Soysal hic unutamayacagimiz dersini verir:

"Hayatta hicbirsey Valezquezin resmi kadar belirgin ve net degildir. İş hayati gercekleri size Picasso nun resmindeki gibi sekil degistirmis olarak gosterir. Picasso nun resmine bakip, Valezquezin resmini gorebilenleriniz basarili olacak, digerleri kubik sekillere bakip yanlis anlamlar cikarmaktan gercekleri hic goremeyecek."

8/4/2007

ÇILGIN TÜRKLER ÖZET

Yazar kitabı genel olarak iki bölüme ayırmıştır.
Birinci bölümde genel anlamıyla Yunan Büyük Taarruzu’nu anlatmaktadır.
Bu bölümün ilk kısmı, Kütahya-Eskişehir Savaşına Hazırlık (1 Nisan 1921 -10 Temmuz 1921)’tır. İnönü meydan muharebeleri’nde Yunan ordusunun ilerleyişini durduran Türk ordusu, İngilizler başta olmak üzere bütün İtilaf devletlerini ve içimizdeki İngiliz yaltakçılarını da şaşırtmış ve bir o kadarda korkutmaya başlamıştı. Bu zaferin ardından ordunun kendine olan güveni kendine gelmiş ve düşman işgali altında olan topraklardaki milletinde bağımsızlık duygularını daha da bir ateşlemişti. Ancak Yunan ordusu bu yenilgiyi hiç planlamadığı için daha büyük ve güçlü bir taarruza girişmek için hazırlıklar yapmaktaydı. Türk ordusu o dönemdeki hali, silah ve personel bakımından Yunan ordusu karşısında oldukça güçsüz bir durumdaydı. Bu kısımda ayrıntılı olarak, 1nci ve 2nci İnönü meydan muharebelerinin seyri ve işgal altındaki İstanbul’da ve Londra’da kapalı kapılar altında neler konuşulduğu ve Yunan ordusu ve Türk ordusu’nun müteakip savaşa hazırlıkları ve Yunan tehlikesi yetmezmiş gibi İngiliz yanlısı vatan hainlerinin bağımsızlığa karşı verdikleri mücadele anlatılmakta daha doğrusu belgelerle ortaya konmaktadır.

İkinci kısım Kütahya-Eskişehir Savaşı (10 Temmuz 1921 - 24 Temmuz 1921)’dır. 10 Temmuz 1921 Pazar günü saat 04.00'te Yunan ordusu, cephe gerisinde güvenliği sağlamak için yeterli kuvvet bıraktıktan sonra, Söğüt-Afyon arasındaki 170 km. uzunluğundaki Türk cephesine doğru beş kol halinde harekete geçti. 1921 yılının üçüncü savaşı yola çıkmıştı. Yunanlılar Türklere, yeniden kurdukları orduyu güçlendirebilecekleri genişçe zamanı hiç vermemişlerdi. En fazla iki ay ara verip yeniden saldırıyorlardı. Bu savaşın içinde olan kahramanlıkları özetlemek oldukça zordur. Sayısız kahramanlıktan bir kısmı kitapta yazar tarafından ortaya konmuştur. Ancak bu kitap bir roman havasında yazıldığı için bu bölümdede ana kahramanlardan ikisi olan Yzb. Faruk ve Nesrin’in başından geçenler kitaba oldukça duygusal bir hava katmaktadır.sonuç itibariyle Türk ordusu bu muharebeden yenik ayrılmış, Kütahya ve Eskişehir düşman eline geçmiş ve bu bağısız Türk devleti düşmanlarını ümitlendirmişti.bu savaş neticesinde Ankara gerçekten tarih sahnesinden silinmek üzere miydi, yok­sa Türkler bir yeniden doğuşun eşiğinde miydiler? Zaman gösterecekti

Üçüncü kısıma Sakarya Savaşı'na Hazırlık (25 Temmuz 1921 - 13 Ağustos 1921) adı verilmiş. Bu bölümde Kütahya-Eskişehir yenilgisinin ardından ordunun Sakarya nehri doğusuna çekilmesi kararı ile bunun TBMM’nde ki yankıları ve Mustafa Kemal Paşa’nın bu konu hakkındaki eleştirilere ve meclis içindeki karşıtlara karşı uyguladığı akıllı politikalar ve Başkomutan olarak orudunun başına geçmesi, ve bitmiş denilen Türk halkının kadını erkeği, genci yaşlısı ile dünyaya nasıl kafa tuttuğu ağırlıklı olarak detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. Bu kısımda ilgi çeken bir kaç noktadan biride yenilginin ardından yaklaşık 30.000 civarında askerin firar etmesinin belirtilmesidir.

Dördüncü kısım ise Ankara'ya Yürüyüş (14 Ağustos 1921 - 22 Ağustos 1921) adı altında anlatılmıştır. Bu bölüm sekiz gün kadar bir süreyi kapsamakla beraber, Yunan ordusunun Ankara yolunu açmak için giriştiği en büyük çaplı taarruz harekatı için düzen almasını ve bu esnada Ankara ve cephede gelişen olaylar anlatılmaktadır. Çünkü bu taarruz Yunanlıların son güçlerini kullanacakları en büyük taarruzları olacaktır. Eğer muharebeyi kazanırlar ise Ankara yolu açılmış olacak ve savaşın genelini kazanamış olacaklardır, eğer kaybederlerse, son güçlerinide burada kullanacakları için bir daha taaruz etmek için yeterli gücü bulamayacaklardır.

Beşinci kısım Sakarya Savaşı (23 Ağustos 1921 -13 Eylül 1921)’nın anlatıldığı kısımdır. Askerlik tarihinin en önemli savaşlarından biri olan Sakarya Savaşı 23 Ağustos 1921 Salı günü başladı. Bu savaşın askerlik tarihi ve bilimi açısından önemine gelince, bu savaşta Ataürk o güne kadarki savaş taktiklerini hiçe sayarak askerlik literatürüne yeni bir kavram katmıştır. Buda savunma hattının yarılmasıyla cephe bütünlüğünün bozulmaması için yapılacak toplu bir geri çekilmenin yanlış olduğu sadece cephesi yarılan birliğin geri çekilerek en uygun yerde tekrar tertiplenip muharebeye devam etmesi esasına dayanmaktadır. Yani kendi deyimiyle “Hatt-ı müdafa yoktur, sathı müdafa vardır o satıh bütün vatandır” kuralıdır. O güne kadar hiç uygulanmayan bu taktik sayesinde Türk Ordusu, kendinden hem silah ve araç hemde personel miktarı olarak kat kat güçlü Yunan ordusunun taarruzunu kırmış ve taarruz etme insiyatifini eline geçirmiştir. Bu açıklamanın önemini şu şekildede ifade etmek mümkündür. Sakarya Savaşı sonrasında Yunan ordusu kredisini tüketmiş ve aldıkları toprakları elinden çıkmaması için savunmaya geçmiş buna karşılık savaşın seyrini takip etme hakkındaki üstünlüğünü Türk ordusuna kaptırmıştır. Bundan sonra Türk ordusu ne zaman isterse o zaman savaş olacaktır.

Kitabın ikinci bölümünde ise yazar Türk Büyük Taarruzu adını vermiş ve detaylarıyla bu süreci anlatmıştır.

Bu bölümün birinci kısmı ise Büyük Taarruza Hazırlık (14 Eylül 1921 - 13 Ağustos 1922)’tır. Bu bölümde Mustafa kemal Paşa’nın başkomutanlığın uztılması ile ilgili karşılaştığı güçlükler ve Yunan ordusuna denk bir ordu yaratabilmek için yapılan çalışmalar, Yunan ordusundaki başkomutanlığın değişimi ile Sakarya savaşı’nın dünya kamuoyundaki yankıları anlatılmaktadır. Tabi bu sırada Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra yapacağı devrimlerin temel çalışmalarıda yapılmaktadır. Bütün bunlar olurken Yunan orusuda Afyon ve Dumlupınar hattına çekilmekte ve geçtiği yerleri yakıp yıkmakta, oradaki halka türlü eziyetler yapmaktadır.

İkinci kısımda Afyon Güneyine Yürüyüş (14 Ağustos 1922 - 25 Ağustos 1922)adı altında Türk ordusunun planladığı baskın şeklindeki taaruz için tertiplenmesi ve birliklerin geceleri gizlice Afyon’un güneyine yığması, Yunan ordusunun savunma için tertiplenmesi detaylı olarak anlatılmaktadır.

Üçüncü ve son kısımda ise Türk ordusunun düşmanı vatanından atması ile sonuçlanacak olan Büyük Taarruz (26 Ağustos 1922 -18 Eylül 1922)anlatılmaktadır. Bu bölümde Atatürk’ün askeri dehası bir kez daha gözönüne çıkmaktadır. Bir yılda geçilmez denilen Afyon tahkimatının bir gün içinde nasıl yarıldığı, Yunan birliklerinin nasıl çembere alınıp imha edildiği ve İzmir’e nasıl girildiği detaylarıyla anlatılmakta, Albay reşat gibi vazifesini namus bilen verilen emri istenilen zamanda yapamadığı için yaşamına son veren kahramanların kahramanlıklarından bir kısmı gözler önüne serilmektedir.

Sonuç olarak, Bu kitap, Türk Kurtuluş Savaşı’nın bilinmeyen yönlerini belgeleriyle ortaya koymaktadır

8/4/2007

iki yüzlü telefon

 

SAMSUNG F300

 

Evet bu telefon iki yüzlü ama işin güzelliği bu telefonun iki yüzünündede gerçekten çok güzel. Samsung yeni piyasaya sürmeyebaşaldığı f300 modelinde ilginç bir tasarım kullanarak telefonun iki yüzünde de ekran kullanmış. Tabiki bunların farklı özellikleri var. Örneğin müzik çalar için kullanılan taraftaki tuşlar dokunmatik. Diğer yüdeki ekran biraz daha küçük ama normak tuşlarla kontrol ediliyor.  Aslında bu cihaza telefon demekte biraz haksızlık oluyor. Çünkü bir nevi müzik istasyonunu yanımızda taşımamızı sağlıyor.

Telefonun özelliklerine gelince;

262bin renk destekli 2.1 inç 176x220 ekran

100 mb dahili bellek

Micro sd artırabilir hafıza

2 mp kamera

Video ve mp3 çalar

Blıetooth ve USB 2.0

Triband

78 gr ağırlık

Telefonun video incelemesini aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz

6/4/2007

şok şok şok

DIŞ HABERLER SERVİSİ

İngiltere'de bugün yürürlüğe giren "Hayvan Refahı Yasası" çerçevesinde kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarına kötü muameleden hatta onları aşırı derecede şişmanlayacak şekilde beslemekten bile hapis cezasına çarptırılabilecek. Ülkede 100 yıldan bu yana hayvan haklarını düzenleyen en kapsamlı yasada şu unsurlar yer alıyor:
  • Evcil hayvan sahibi, onu uygun bir şekilde beslemekten ve su içirmekten sorumludur.
  • Çevre ve ev koşulları evcil hayvanın acısız ve hastalıksız bir şekilde yaşamasını, normal bir şekilde davranmasını sağlamalıdır.
  • Normal bir şekilde davranma, hayvanın ya kendi cinsinden hayvanlarla aynı ortamda bulunmasıyla ya da sahibinin ona arkadaş olmasıyla mümkündür.
  • Kişi 16 yaşından (eskiden 12'ydi) küçükse evcil hayvan sahibi olamaz. Bu madde, 16 yaşından küçüklerin hediye ve ödül olarak evcil hayvan edinmesinin de önüne geçiyor.
  • Estetik nedenlerle köpeklerin kuyruklarının budanması da yasaklar arasında. Bu yasaktan polisin ve ordunun arama görevlerinde kullanılan profesyonel köpekler kapsam dışında tutuluyor.
    Bu yasaya karşı gelenler 20 bin sterline (yaklaşık 54 bin YTL) kadar para veya 51 haftaya kadar hapisle cezalandırılabilecek.
    Yasa, İngiltere'yi de içine alan Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda'da farklı şekillerde uygulanacak. İskoçya'da köpeğin kuyruğunun kısaltılması ayrı bir yasayla yasaklanıyor. Kuzey İrlanda'da ise 'kuyruk kısaltılması' serbest bırakılıyor.
    Bu arada bazı köpek sahipleri yasanın sertliğine tepki gösteriyor. Londra'daki Hyde Park'ta önceki gün bir araya gelen köpek sahiplerinden 61 yaşındaki Vivien Battarbee, "Bir gün kapımı polisin 'Köpeğin çok şişman' diye çalmasından korkuyorum" dedi.

  •  

    Kategorilerim

      Arkadaşlarım

      Bağlantılarım

      Blogcu ile yapıldı